19 Ekim 2016 Çarşamba

Keçiboynuzu (Ceratonia siliqua)

-- Sponsorlu bağlantılar --

Keçiboynuzu baklagiller ailesinden bir bitki türüdür. Çok yıllık sayılan bu ağacın boyu 6-12 metreye kadar olup, meyveleri 10-25 cm. dir.  Keçiboynuzu ağacı ilk 15 yıl süresince meyve vermez. Olgunlaştıktan sonra bir ağaç 1000 kg kadar meyve verir. Keçiboynuzu başlıca olarak Akdeniz kıyılarında, Mısır, Türkiye, Kıbrıs, Yunanistan, İspanya, Portekiz, Sicilya adası ve Malta'da, ayrıca ABD'nin Kaliforniya eyaleti sınırlarının içinde yetişir.


Keçiboynuzu ağacının meyvesi yaklaşık 5000 yıldır insanlar tarafından bilinir ve yaygın olarak kullanılır. Latince ad "Ceratonia siliqua olmaktadır. İngilizce ‘de keçiboynuzuna carob denilir ama daha çok St. Johns Bread olarak bilinir. Alman dilinde johannisbrot olarak adlandırılır. Bu iki dilde de "Yakup Peygamber'in ekmeği" anlamına gelir. Rivayete göre, Yakup peygamber çölde ekmek yerine keçiboynuzu ağacının meyvesini tüketirmiş.



Birkaç yüz yıl öncesine kadar şeker yerine veya hazırlanan tatlılarda keçiboynuzu kullanılırdı. Sonraları beyaz şeker üretiminin başlaması ile bu sağlıklı gıda geleneği yavaş yavaş yok oldu. İnsanlar keçiboynuzunun beslenmedeki önemini unuttular. Keçiboynuzu ve çekirdekleri öğütülerek sütle veya bal katılmış sütle kakao yerine tüketilir veya pekmezi yapılarak kullanılır. İçeriğinde kolesterol, kafein ve teobromin bulunmadığından kan basıncı olan kişiler bitkiyi rahatlıkla kullanabilirler.

Sağlık açısından keçiboynuzunun faydaları sayamayacağımız kadar çoktur. Keçiboynuzunun en önemli özelliklerinden biri içeriğindeki nefes darlığına karşı olan maddedir, hemen hemen başka hiçbir bitkide bulunmamaktadır. Bu madde aynı zamanda, bazı alerjik astım hastalıklarını çok güçlü etkiler ve faydasını hemen görmek ve hastalıkla mücadelede çok kısa sürede olumlu sonuç almak mümkündür. Keçiboynuzunun içerdiği galyum (kanda tromb oluşumunun önleyen madde) asit insan sağlığını olumlu etkiler. Keçiboynuzu alerjiye, astıma, bronşite, kansere karşı kullanılabilir. Ayrıca karaciğeri vücudu toksinlerden temizler, bağışıklık sistemini güçlendirir, vücuttaki mikropları yok eder, ishal ve kabızlığı giderir, bronşları genişletir, çocuk felcine karşı korur, aynı zamanda antiseptik, antibakteriyel ve ağrı kesici etkiye sahiptir. Akciğer kanserinin daha iyi tedavi edilmesi için keçiboynuzu ile birlikte turp da kullanmak keçiboynuzunun etki gücünü daha da artırır.


Keçiboynuzunun tohumları her zaman sabit bir ağırlığa sahiptir. Bir tohumun ağırlığı 0,2 gramdır ki, bu da bir karata eşittir. Karat kelimesi de Yunancada boynuz anlamına gelen keration kelimesinden gelmektedir. Eski Romalıların keçiboynuzu tohumunu ağırlık taşı yerine kullandıkları bilinmektedir. Bu tohumların yardımıyla değerli taşların ağırlığını belirliyorlardı. Sonraları bu gelenek Arap hilafeti, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde de sürdürüldü. Bitki fosfor ve kalsiyum açısından da zengindir. Bu nedenle keçiboynuzu osteoporoz, yani kemik erimesi hastalığı olanlara kalsiyum ihtiyacının karşılanmasında yardımcı olur.
-- Sponsorlu Bağlantılar --

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Dikkat: Rahatsızlık durumunda mutlaka doktora danışınız. Sitedeki yayınlar yalnızca bilgilendirme amacı taşır. Doktor muayenesi veya tedavisi yerine kullanılamaz.